Eksik kahramanlar, kusursuz
kahramanlardan her zaman daha etkileyici gelmiştir bana. Bu minvalde Barış
Müstecaplıoğlu'nun ilk romanı "Korkak ve Canavar" tüm zamanlarda en
çok etkilendiğim fantastik kurgu eserlerinden biridir. Türkiye'nin ilk fantastik
kurgu serisi Perg Efsaneleri'nin ilk kitabı "Korkak ve Canavar",
benim "Hayalet Kitap" ile aynı yıl çıkmıştı. Bu durumda Lost
Library'nin o dönemde çok etkin olan yarışmasında "Yılın En İyi
Romanı" kategorisinde yarışmıştık Barış'la. Yılın en iyi romanı hakkıyla
"Korkak ve Canavar" seçilmiş, "Hayalet Kitap" ikinci
olmuştu. O dönemden beri Barış'la süper bir dostluğumuz vardır.
"Varolmayanlar"ın yazma sürecinde ve ilk taslağını bitirdikten sonra
bana verdiği destek çok anlamlıdır. Uzun yıllar romanın taslak adı "Varolmayan"
idi ve bir türlü bitiremiyordum. Barış "Kitabın ismini değiştir yoksa
hiçbir zaman var olamayacak" demişti, bu esprinin kitabın adının
değişmesinde payı vardır. Neyse çok uzattım :) Aynı zamanda kitap eklerine
eleştiriler de yazan Barış "Varolmayanlar" hakkında Cumhuriyet Kitap
için bir yazı yazdı. Fakat bu aslında bir kitap yazısından / eleştirisinden
daha çok bir öykü. Hani Star Wars Expended Universe / Genişletilmiş Evren
hikayeleri vardır ya, onlar gibi. Üstelik de bu "hediye" feyz
aldığım, üslubunu her daim kıskandığım, çok sevdiğim bir yazar dosttan geldi.
Kesinlikle çok anlamlı benim için...
Romanı okuyanların bu öyküden
büyük bir keyif alacağını tahmin ediyor ve sizi Barış Müstecaplıoğlu'nun
"gizli kamerayla kayıt altına alınan" öyküsüyle yalnız bırakıyorum...
9
Ekim 2011 Gerçekçiler Kurulu Toplantısı
(Gizli
kamerayla kayıt altına alınmıştır.)
Barış
Müstecaplıoğlu
Tüm duvarları siyah, penceresiz
odada yuvarlak bir masanın etrafında dört adam oturuyordu. İkisi orta yaşlıydı,
kalanlardan biri tüm gruptan daha genç, diğeri ise daha yaşlı görünüyordu. En
gençleri, elindeki kağıtları huzursuzca bükerek, “Raporumu tamamladım efendim,”
dedi. “Tehlike düşündüğümüzden daha büyük, bu konuda derhal harekete geçmemiz
gerek.”
“Sen önce raporunu açıkla, Sinek
Papazı,” dedi grubun en yaşlısı. “Bırak ne yapılacağına büyükler karar versin.”
“Evet, herkes haddini bilmeli,
yoksa düzen bozulur, düzen bozulursa biz ne yaparız? Herkes haddini bilmeli.
Bilmeyene bildirmeli.” dedi adamlardan biri, saçları arkaya taranmış, pahalı
bir takım elbise giymişti. Hızla öne arkaya sallanıyordu. Diğerleri ona şöyle
bir baktı, sonra bu sıradan bir tepkiymiş gibi aldırmadan önlerine döndüler.
“Emredersiniz Kupa Ası,” dedi
Sinek Papazı. “Bildiğiniz üzere, Doğu Yücel isimli genç bir yazarın yeni
kitabı, Varolmayanlar diye bir saçmalık, şu aralar epey gündem yaratmış
durumda. Televizyonlar, gazeteler sürekli bu kitaptan bahsediyorlar.
Takibimizde olan yazarlardan Barış Müstecaplıoğlu, “Varolmayanlar son dönemde
hayal gücünün değeri üzerine yazılmış en güçlü kitap,” demiş. Bu nedenle kitabı
gerçekçilik müfettişlerimize incelettim, sonuçlar korkunç! Müfettişlerimizden
ikisi bu kitabı okuduktan sonra gerçeklerimizle ilgili derin şüpheler dile
getirmeye, kabuslar görmeye başladılar, eğitimli seçkin adamlarımızı bu kadar
etkileyen bir kitabın sıradan halkın üzerinde ne izler bırakacağından çok
kaygılıyım.”
“Enteresan,” dedi adamlardan
biri, altın ve elmas yüzükler takmış, mor renkte havalı bir spor ceket
giymişti. Bir popstar yarışmasından fırlayıp gelmiş gibi görünüyordu. “Konusu
neymiş bu kitabın?”
“Yazdıkları gerçekleşen bir
adamın hikayesini anlatıyor. İstanbul’u baştan başa büyük bir hayal gücüyle
donatmış. Güya hayal kurmayı bilen insanlar örgütlenip gerçekçilerin kurduğu
düzeni yıkacak bir yol arıyorlar. İnsanların rutin hayatlarına, gerçek olarak
kabul ettiklerine bambaşka açılardan bakan bir kitap. Okurun merakını sürekli
ayakta tutuyor, iyi kim kötü kim tahmin edemiyorsunuz. Üstüne üstlük güzel ve
sağlam bir dille yazılmış, bilirsiniz, bu tür kitaplar hayal gücüne
odaklandıkları için genelde dil ve üslup açısından zayıf kalırlar, biz de bu
noktadan yakalayıp onları halkın gözünden kolayca düşürürüz, ama bu kez bunu
yapmamız zor görünüyor.”
“Müfettişlerde ne tür yan
etkiler görüldü?” diye kaşlarını çattı Kupa Ası. Deneyimli bir politikacı
olarak vakit kaybetmeden olayın özüne inmek istiyor olmalıydı.
“Bir tanesi gerçek olarak kabul
ettiğimiz şeylerin, tarihsel bilgilerin hatta dinin bile, farklı milletlerin,
farklı inançlara sahip insanların gözünde birbiriyle çelişen şekilde
tanımlandığını, öyleyse gerçek diye yücelttiğimiz şeyin aslında o kadar da
tartışılmaz olmadığını sayıklamaya başladı. Güya bir coğrafyada ya da asırda
tartışılmaz gerçek olarak kabul edilen bir şey, bir başka coğrafyada ya da
asırda dalga geçilen, ciddiye alınmayan bir safsata olarak görülebiliyormuş.
Bir diğeri ise fantastik oyunlar oynadığı için hayattan koptuğunu iddia
ettiğimiz çocukların, aslında onlara gerçek olarak sunduğumuz şeylere, başarılı
sayılmak için hiç olamayacakları kadar güzel görünmeleri, çok para kazanmaları,
başkalarını ezip geçmeleri gereken bir düzene ayak uyduramadıkları için mi
hayattan kopmak istediklerini sorup duruyor. Bu düşünceleri çocuklara aşılayan
filmlerimizi, dizilerimizi, gazete ve dergilerimizi utanmadan sorguluyor.”
“Çok tehlikeli düşünceler
bunlar. Çok tehlikeli. Gerçekler tartışılmaz. Tartışılmayan ise gerçektir!
Borsayı tartışamazsın ki... Hah ha, bir insanın on bin insandan fazla
kazanmasını tartışamazsın!”
Adamlar takım elbiseli
arkadaşlarına şöyle bir bakıp yine önlerine döndüler.
“Kararınız nedir?” diye sordu
Sinek Papazı. Kupa Ası, en şişman olanlarına döndü ve “Medya gücümüz ne güne
duruyor?” dedi. “Görev senin Maça Valesi, edebiyat ortamlarında bu kitabın
fazla konuşulmaması ve hayal gücü içeren böyle öykülerin sanat dergilerinde yer
almaması için elinizden geleni yapın. Bu tarz kitapların az satılması için özel
bir strateji planlamalıyız, çok satmadığı sürece yayınevleri bu tür tehlikeli
romanları basmaya yönelmezler. Düzenimizin güvenliği, insanlarımızın
gerçeklerden kopmamaları için bugünlerde her zamankinden daha dikkatli
olmalıyız.”
“Düzen önemlidir... Düzen...
Düzen gerçektir. Gerçekten kopmamak, düzenden kopmamaktır. Gerçeği
sorgulamazsan, düzeni sorgulamazsın. Düzenimiz olmazsa kimin sahip kimin kul
olduğu nasıl bilinir? Kullar olmadan sahipler nasıl var olabilir?”
Adamlar, öne arkaya düzenli bir
şekilde sallanan ve mırıldanan takım elbiseli adama bu kez daha dikkatli
baktılar.
“Bundan sonra müfettişlerimize
arka arkaya iki taneden fazla hayal gücü içeren kitap okutmayın,” dedi Kupa Ası
ciddi bir sesle. “Arkadaşlar bu görevi dönüşümlü üstlensinler. Hayal gücü
içeren her romandan sonra, hayatın acı ama gerçek olan bilgilerini
hatırlayacakları, güçlü olmanın, güzel olmanın, zengin olmanın, popüler olmanın
önemini anımsayacakları dizilerle ve televizyon programlarıyla bu pisliklerden
arınsınlar. Gerçeklerimizin kötü olduğunu söyleyen, hayatın ve insanların kötü
yanlarını vurgulayan, ama alttan alta bunların asla değişmeyecek, değişmesi
düşünülemeyecek gerçekler olduğunu işleyen umutsuzluk kitaplarını da her
zamanki gibi ödüllendirelim, en ciddiye alınan edebiyat eserleri yapmaya
çalışalım.”
“Emredersiniz efendim,” dedi
Sinek Papazı. “Varolmayanlar ve Doğu Yücel konusunda son kararınız nedir?”
Kupa Ası, güçlü parmaklarıyla
adamın elindeki kağıt tomarını aldı ve tam ortasından yırtarak önce ikiye,
sonra dörde böldü.
“Unutulmasını sağlamalıyız. En
büyük gücümüz insanların unutkanlığı. Bu toplantı hiç yapılmadı ve
Varolmayanlar isimli bir kitap asla var olmadı. Son kararımız budur.”