Düşler ve Kabuslar
Düşler ve Kabuslar
Home | Profile | Active Topics | Members | FAQ
Username:
Password:
Save Password
 All Forums
 Sinema / Edebiyat / Sportif durumlar
 FİLMLER, DİZİLER, TV PROGRAMLARI
 Semum - Hasan Karacadağ'ın İkinci Korkusu
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Next Page
Author Previous Topic Topic Next Topic
Page: of 2

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:20:17  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote


Dabbe ile hemen hemen -bildiğim kadarıyla ben hariç- tüm izleyici ve eleştirmenlerden küfür yiyen Hasan Karacadağ, ilk filmden kazandığı tüm parayı yeni bir filme gömerek islami referanslara dayanan ilk türk korku filmini yapmakta ısrarcı olduğunun altını bir defa daha çizmiş. Hatta bu sefer senaryosunu kendisine gelen bir mektupta anlatılan gerçek bir olaydan aldığını ifade ediyor;

"Yeni filmiyle ilgili bilgi veren Hasan Karacadağ, ilk filmi “Dabbe”nin ardından bir çok eleştiri ve görüş içeren mail ve mektup aldığını söyledi.

Karacadağ, “Cehennem Günlüğü” başlığı altında aldığı bir mektubun ilgisini çektiğini dile getirerek, “Mektup uzun uzun yazılmıştı, daha çok bir masal gibi geldi. Senaryo zannettim. Ama hayal gücüyle ilişkili olamayacak derecede çok güzel yazıldığını ve hatta çok ürkütücü olduğunu gördüm. Bu metnin sahibi ile temasa geçtim. Kendisi eğitimli, maddi durumu gayet yerinde, evli bir kadındı” dedi.

Filme, İzmir’de kendi halinde hayatına devam eden bu kadının aniden yaşamaya başladığı korkunç saatlerin esin kaynağı olduğunu anlatan Karacadağ, “Ben de zaten ‘Dabbe’den sonra şeytani varlıklarla ilgili bir film yapmayı düşünüyordum. Kadının hikayesi ile hayal gücüm birleşti ve ortaya bu film çıktı” diye konuştu. Karacadağ, hikayesini senaryolaştırdığı kadının aşama aşama delirdiğini ifade ederek, “Kadın, birden bir takım görüntüler görmeye başlıyor. Bir anda ruhsal hayatı mahvoluyor. Kendini çevresindeki kimseye de inandıramıyor, psikiyatrist bile inanmıyor, deli olduğunu düşünüyor. Daha sonra birisi bu kadına yardım ediyor ve bunun ne olduğunu çözüyor” dedi.

Filmde, “yaratığın ilk ne zaman göründüğü” ve “kadının, üzerine ilk çöküşünde neler hissettiği” gibi sahnelerin yaşanılanlardan yola çıkılarak hazırlandığını anlatan Karacadağ, “Karabasanı da yapan semumlardır. Filmde karabasan çökmesi sahnesi tıpatıp var” diye konuştu."

Bakın Karacadağ Zaman gazetesine verdiği mülakatta ise ne demiş;

"Yönetmenin ilk filmi Dabbe de benzer niyetlerden hareket etmiş; ama farklı tepkiler almıştı. Karacadağ, tepkileri ikiye ayırdığını söylüyor: "Eleştirilerin yarısı haklıydı. Eksikler, yanlışlar, abartmalar vardı. Bir de ben o filmi Japonya'yı düşünüp yapmıştım. Ama iyi oldu, Türk seyircisinin bakışını öğrenmiş oldum. Eleştirilerin diğer yarısıysa tamamen filmdeki dinî motiflereydi. Dini kullanıp para kazanmaya çalışmakla suçlayanlar oldu. Aynı kişiler The Exorcist için bunu söylemiyor ama! Ondan fazla Hıristiyanlık propagandası yapan film var mı? Hem de kilise destek verdi o filme. Ama tabii benim filmimin başka eksiklikleri olduğu için kalkıp bu noktada da savunmasını yapamadım. Ama Dabbe'de yaşananlardan ders çıkardım. Bundan sonra teknik ve sinemasal anlamdaki eleştirileri ciddiye alarak doğru bildiğim yoldan da sapmadan kendimi geliştirmeye çalışacağım."

Şu da dikkatimi çeken başka ilginç bir ayrıntı; ( :) )

"Yeni Şafak, Semum'un kitap sponsoru!
Filmin Sepetçiler Kasrı'nda çekilen ve Mikail Hoca'nın Canan'ın zihnini ele geçiren Semum ile mücadele ettiği sahnede kitaplık raflarını Yeni Şafak'ın okurlarına armağan ettiği kitaplar süslüyor. İslam Kültür Atlası, İbn-i Batuta'nın Dünya Seyahatnamesi ve Mevlana'nın Meslevi'si filmdeki Mikail Hoca'nın başucu kitapları arasında yer alıyor."

Ne diyorsunuz, Dabbe hakkında benim görüşlerim olumluydu ( tabi ki konunun aşırılmış olduğunu öğrenene kadar ) , konu bana fazlasıyla çakma geldi ama izleyeceğimden eminim.

www.semum.com


ps : Ha, bir de başrolde Eddie oynuyormuş.



.
http://magneto666.deviantart.com


Edited by - magneto on 01/29/2008 15:26:42

Mega Volkan

Haiti
6081 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:33:33  Show Profile  Visit Mega Volkan's Homepage  Click to see Mega Volkan's MSN Messenger address  Reply with Quote
İster istemez insan ön yargıyla yaklaşıyor şimdi.

Adam sölemişti bir röportajında, kaliteli adamlarla CGI çalışıyorlarmış. Bence eğer yüksek bütçen yoksa ve animasyonla adam korkutmaya çalışıyorsan süper ultra büyük bir hata yapıyorsun. Umarım "çağa ayak uydurayım" derken göz çıkarmazlar. Tabii psikolojik olarak gererken görsel olarak korkutabilirlerse başarılı olabilir, neden olmasın - diyeceğim ama Dabbe yaaa. sihirli değnek lazım!
Go to Top of Page

c-none

Guinea-Bissau
7828 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:34:47  Show Profile  Reply with Quote
Merak ettim ve muhtemelen giderim buna. Adam eleştrileri gayet kabul etmiş, güzel bişey bu. İslamik korku olayları -daha doğrusu dini herhangi bir şey, ki İncil'e olan merakımdan gelir bu da-çok ilgimi çekiyor. bu filme salondan çıktıktan sonra 10 üzerinden 3 vermiştim. bir kaç sahnede tüylerim ciddi ciddi ürpermişti çünkü. onun dışında oyunculuklar ve diyaloglar inanılmaz başarısızdı, utanmıştım resmen. bu daha iyi olsun umuyoruz

Go to Top of Page

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:37:10  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote
Dabbe hakkında şöyle bir kritik yazmıştım film.gen.tr için vaktiyle, belki dikkate değer bulursunuz;

"Türk sinemasının, korku filmleri açısından 56 yapımı "Drakula İstanbul'da"dan günümüze pek adım atmaya çalıştığı söylenemez. "Büyü" adlı, izleyenlerin yüzde sekseninin Ece Uslu'yu malum sahnelerde görebilmek için gittiğine inandığım film; insanların Dabbe gibi bir yapıma daha dikkatli, daha serin yaklaşmalarını sağlar diye düşünmüştüm ama sanırım yanılmışım.

Karacadağ'ın çok başarılı bir tespit olarak nitelendirdiğim görüşüne göre, Yeşilçam'ın korku türüne eğilmeyi ticari bir gereksizlik olarak görmesi sonucunda Türk seyircisinde, ya da oyuncusunda bir korku kültürü ne yazık ki yerleşmiş değil. Böyle olunca, insanlar korku filmleri karşısında anlayamadıkları herşeyde olduğu gibi gülmeyi olumlu bir tavır olarak değerlendiriyorlar. Dabbe ile birlikle iyice ayyuka çıkan bu görüş, bir korku filmine gidip salondan kahkahalar atarak çıkmanın "cool" olduğu yönünde. Filmin bazı sahnelerinde isterik kahkahalar atarak ne kadar "eğlendiğini" gayet dışavurumcu bir şekilde hepimizle paylaşan arkadaşların, yer yer ellerindeki kola kutularını dişlediklerini şahsen gördüm, Dabbe'yi genel diyalogların havada kalması ve kötü oyunculuk sebebiyle gülünç bulan bu arkadaşların; hala zaman zaman tırsmakta olduklarına ise eminim.

Hasan Karacadağ'ı yerden yere vurmak istiyorsanız, "Oyunculuk kötü, tekst düzgün yazılmamış, ses efektleri kafa ağrıtıyor" diyorsanız, bir tür filmini eleştirmeden önce onu türün antolojisi içerisinde nereye koyabileceğimiz yönünde zaten DTS ses efektleri yüzünden ağrımakta olan kafanizi biraz yormaniz gerekiyor. Gotik korku klasiklerini arada sırada mezarlarından hortlayan klasiklerin yeniden çekimleri dışında tarihe kendi ellerimizle ve görsel efektlere olan hayranlığımızla gömdük; artik Hollywood'u bir kenara bırakırsak -Mesela Sis hakkında konuşmak bile istemiyorum- Korku sahnesinde sadece savrulan Uzakdoğu bayrakları ve bazı stilize yönetmenler var. Amenabar gibi sanatçılar, uzakdoğu etkisinden mümkün olduğunca uzak durarak kendi kültürel kökenleri üzerinde bir türü yeniden inşaa etmeye çalışıyorlar.

Türk sineması ise, bu yeniden oluşuma; ancak Dabbe ile bir katkı yapabilir. Kimse bunu inkar etmeye çalışmaz tahminimce. Karacadağ'ın üzerindeki ağır Japon etkisi, bu açıdan birleştirici bir özellik göstermek zorunda. Tabii biz eleştirmenler izin verirsek.

Genelden özele inip film hakkında konuşacak olursak, Dabbe kökeninde bu topraklarda yaşayan her insan içi sağlam bir referans bulunan; bizi korkutmak konusunda "Hayalet" ve "Mumya" gibi kavramlara oranla çok avantajlı sayılabilecek öğeler barındıran bir film. Ben mumya filmleri izleyip patlamış mısırları ağzına beşer beşer sokuşturmasına rağmen sadece "Başrol oyuncusu arkasını döner ve gördüğü manzara karşısında çığlık atar" sahnelerinde heyecanlanan cok insan gördüm, ama ortamda cin lafı geçtiğinde ufaktan bir besmele çekmeyen kimseye rastlamadım. Yani Dabbe, bir korku filmi için çok bereketli topraklarda gezinmekte, ilk söylenmesi gereken bu.

Görsel yapı bana göre oldukça başarılı, 35 ya da 16 mm ile çekilmemiş olmasının eksileri, filmin sahip olduğu amatör yön ile bana kalirsa gayet sevimli bir hal almış. Kullanılan Sarı renk filtresi, bazı sahnelerde gündüz bile tedirgin edici bir ortam yaratilmasını sağlıyor. Efektlerin photoshop'ta yapılmış kadar basit olduğunu iddia eden komik çocukların ise, 100.000 dolar gibi bir meblağ ile değil film, burunlarını bile çekeceklerine ihtimal vermiyorum. Ha, "Filmin sanat yönetmeni ve efekt uzmanları yabancıymış, o yüzden başarılı" diyenleri ise şiddetle kınıyor, yukarıda adını anmaktan esef duyduğum "Büyü" filminin ses ve görüntü efekt teknisyenlerinin altisindan dordunun yabanci oldugunu hatirlatiyorum. Yani, sizde ışık olmadıktan sonra dışarıdan getirdiğiniz arkadaşlarınız size bu noktada pek yardımcı olamıyor. Ses konusundan şikayetçi olan bir güruh mevcut, onlara da filmi tekrardan DTS desteği mevcut olan bir sinemada izlemelerini öneririm, alacağınız keyif direkt olarak ikiye katlanacaktır.

Oyunculuk çok kötü, ve çoğu diyalog inanılmaz derecede sırıtıyor. Bunu Karacadağ bile reddetmeyecektir, bazı sahnelerde oyuncuların "Ben burada ne arıyorum?" dediğini hissediyor gibi oluyorsunuz. Ama şu da bir gerçek, kimse sizi bu filme Anthony Hopkins benzeri bir virtüözite izletme teklifiyle davet etmiyor. kaldi ki; ben Komiser rolünde Kadir İnanir'i izlesem bu benim için hiçbir şeyi değiştirmezdi bu bir, geçen gün Televizyonda The Edge isimli bir film izledim, Anthony Hopkins oyunculuk adına sahada basmadık yer bırakmadı ama ben kesinlikle Dabbe'de daha çok eğlendim bu da iki. Kaan Girgin'in kısa ama yıllarca unutulmayacak kadar sırıtan performansını örnek verecek olursak, en iyimser halimle ben bu kadar kalıplaşmış bir oyunculuğun altında çok ciddi ironik göndermeler aradığımı söylüyorum.

Yerel ve bize yakın olanı desteklemek adına asla kötü yapımları desteklemedim bugüne kadar; eğer öyle yapıyor olsaydım şu an Mehmet Ali Erbil isimli fenomen hakkında konuşuyor olurduk. Dabbe, sizi korkutmak istediği yönünde bir ricası olan bir film, ve önyargısız yaklaşık keyif almaya çalışırsanız; bu konuda gayet başarılı olacağına ben kefilim. İzleyip de inatla korkmadığını iddia eden arkadaşlar bana başvurursa, Carpenter'in eski numaralarıyla ya da Craven modeli birkaç "kapı arkasından fırlama" sahnesiyle birşeyler deneyebilirim sanırım."


.
http://magneto666.deviantart.com

Go to Top of Page

GOD!

2970 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:52:51  Show Profile  Reply with Quote
magneto çok doyurucu bir yazı olmuş öncelikle onu söyliyim. gayet de başarılı buldum. 1-2 sene önce yaklaşık 8 ay bir visidici diye tabir ettiğimiz mekanda çalışırken günde ortalama 5-6 film rahat izliyordum. "dabbe" yi de o zaman diliminde izlemiştim. lokal yapım diye hiç şartlı reaksiyon göstermeden hem de. doğru şeyler söylemişsin ama sanki şimdi de korkmalısınız, sevmelisiniz diye bir gereklilik kaygı taşımadığını umarım bu yazının. çünkü ben gerçekten korkmadım. (cool değilim valla, sade vatandaşım) hayatımda korktuğum 3 film var.
1.merdiven altındakiler (siyah beyaz eski)
2.suspria
3.şeytan (türk olanı) = bu filmle dalga geçenlerin zamanında altına işediklerinden hiç şüphem yok.

psychedelic enchanced with modern rythms
Go to Top of Page

noiseworks

Syria
7208 Posts

Posted - 01/29/2008 :  15:56:37  Show Profile  Visit noiseworks's Homepage  Click to see noiseworks's MSN Messenger address  Reply with Quote
yahu fragmani izledim de Am I Legend'dan önce, o CGI'lar var ya, olmamis abicim maalesef onlar. Hani fragmandan film yorumlanmaz eyvallah, eminim cok emekle üretilmis bir filmdir ama fragmanin asagi yukari her sahnesi The Exorcist'de zaten yillar önce cekildi, tek farki burada imam var! yani olayimiz yeni bir Cihan Ünal'li Seytan vak'asiysa ( bir cin oldugunu tahmin ediyorum ) bunu bir remake kabul edebiliriz demektir. Fragmanda tek begendigim Semum isimli yaratigin konusma efekti, arapca ( ya da hangi dilse böyle kallavi bi dile benziyor ) beddua ederken yardiriyor eleman!

Yani Kurtlar Vadisi gibi birsey cekip "lan ama Godfather olunca izliyosunuz laaann memleketin gercekleri bunnaeeaaer" ayaklari yapilacaksa, yazis olur be... RD Niro ile Brando carpar adami cin olup

no.more.heroes.no.more.lies
Go to Top of Page

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  16:06:34  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote
Kıpticeymiş konuşmalar, onu da dünyada iki kişinin konuştuğu gibi bir bilgi vardı gazetelerden birinde, doğru mu götten sallama mı bilinmez tabi. : )

.
http://magneto666.deviantart.com

Go to Top of Page

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  16:13:45  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote
quote:
Originally posted by prodeunt inferno

magneto çok doyurucu bir yazı olmuş öncelikle onu söyliyim. gayet de başarılı buldum. 1-2 sene önce yaklaşık 8 ay bir visidici diye tabir ettiğimiz mekanda çalışırken günde ortalama 5-6 film rahat izliyordum. "dabbe" yi de o zaman diliminde izlemiştim. lokal yapım diye hiç şartlı reaksiyon göstermeden hem de. doğru şeyler söylemişsin ama sanki şimdi de korkmalısınız, sevmelisiniz diye bir gereklilik kaygı taşımadığını umarım bu yazının. çünkü ben gerçekten korkmadım. (cool değilim valla, sade vatandaşım) hayatımda korktuğum 3 film var.
1.merdiven altındakiler (siyah beyaz eski)
2.suspria
3.şeytan (türk olanı) = bu filmle dalga geçenlerin zamanında altına işediklerinden hiç şüphem yok.

psychedelic enchanced with modern rythms



Lokal yapıma şartlı reaksiyon göstermek anlamsız bence, yakınlıktan dolayı bir tad alıyorsak ve buysa bizi tatmin eden; bu uluslararası düşününce durumu daha vahim kılıyor zaten. Eğer dayanağım buysa ancak sana söylenebilirim ben "Yerel filmini destekle" diye, Edirne'den sonra kim beni s.kler ki, demek ki ortada fazlasıyla dar vizyonlu bir film var.

Elbette herkes korkmak zorunda değil, benimki olayı biraz abartarak yansıtmak neticede; ama ben ciddi ciddi korktum Dabbe'de; korktun mu diye soranlara da altıma sıçtım dedim. Yaşlanıyor da olabilirim gerçi. Benim lafım bu tarz şeyleri bir çeşit ispat mekanizması olarak gören dingillereydi.

Bak böyle diyince de cool olamadık görüyor musun.


.
http://magneto666.deviantart.com


Edited by - magneto on 01/29/2008 16:14:17
Go to Top of Page

GOD!

2970 Posts

Posted - 01/29/2008 :  16:53:31  Show Profile  Reply with Quote
anladım be cancaazım ben seni. "lokal yapım diye hiç şartlı reaksiyon göstermeden hem de" demişim "Lokal yapıma şartlı reaksiyon göstermek anlamsız bence" demişsin. aynı şeyi söylemişiz yani. adı üstünde dingil işte bu zihniyet. ama sen dingil derken harbi cool oldun bence çaktırmadan :)

psychedelic enchanced with modern rythms

Edited by - GOD! on 01/29/2008 16:54:09
Go to Top of Page

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  16:55:27  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote
uu, hemen güneş gözlüklerimi takayım o halde dur, kuyruklu yıldız gibi kırk yılda bir oluyoruz kaçırmayalım. : )

.
http://magneto666.deviantart.com

Go to Top of Page

GOD!

2970 Posts

Posted - 01/29/2008 :  16:57:02  Show Profile  Reply with Quote
onu bunu bırak da fotoğrafçılık ile ilgili topicler istiyoruz!! söylemeden geçemiycem.

psychedelic enchanced with modern rythms
Go to Top of Page

magneto

Turkey
1939 Posts

Posted - 01/29/2008 :  17:03:34  Show Profile  Visit magneto's Homepage  Click to see magneto's MSN Messenger address  Reply with Quote
doğru aslında yapabiliriz öyle bir topik daha, çizgi roman topiğinden sonra ikinci katkım forum fotoğrafçılarını birleştirmek olabilir. : ))

.
http://magneto666.deviantart.com

Go to Top of Page

limpin_parkit

Turkey
624 Posts

Posted - 01/29/2008 :  19:20:23  Show Profile  Send limpin_parkit an ICQ Message  Reply with Quote
Hasan Karacadağ'ın diğer korku filmleri hakkındaki düşünceleri:
D@bbe?
İyi... Hedeflenen bir şey vardı, o hedefi çok aştığı için iyi. 600 bin seyirci tarafından izleneceğini, bütün dünyada ilgi göreceğini düşünmüyordum ki! Bu kadar başarıya ulaşmış filme tutup da ben, kötü, mü diyeyim!

Okul?
Bana göre biraz sonra sayacaklarından daha başarılı bir film. Okul benim filmim hariç, yapılmış olan öteki bütün korku filmlerinden en başarılı olan film. Yani bir numarada…

Büyü?
Magazinel bir filmdi, hedefine de ulaştı. Şimdi tutup da Büyü’yü yerin dibine sokmamak lazım. Görüntü çalışması iyiydi.

Küçük Kıyamet?
Fena değil. Öyle diyebilirim sadece.

Gen?
Gen de bir ilk film olarak iyiydi. Gencecik bir çocuk, o filmi kotarmış; fena değil yani.

Araf?
Kötü bir film, tek kelimeyle…

Musallat?
Ben bu tür konularda gerçeğin çarpıtılmasına karşıyım. Olduğu gibi anlatacaksın literatürdekini! Olduğu gibi derken Türk-İslam kültüründe hassas şeyler var, literatürü gerçek anlatırsan daha güzel olur.

Semum?
Bana göre Şeytan’dan daha iyi bir film oldu. Çünkü çizgi olarak en çok ona yakın duruyor. İnsanlar bu filmi Şeytan’la kıyaslayacak. Teknik olarak da, estetik olarak da, içerik olarak da… Semum uluslararası camiada, ilk Türk-İslam korku filmi olarak gösterilebilir.


birde Zaman'ın cumartesi ekinde çıkmış röportajın geri kalanı:
‘Semum için Altın Portakallı oyuncuları denedim, hepsi iğrenç oynuyordu’

SERKAN KARA
8 Şubat’ta 150 kopyayla gösterime girecek olan Semum, Türkiye’nin ilk ‘yaratık’lı filmi. D@bbe’nin yönetmeni Hasan Karacadağ, ikinci filmiyle ‘Türk-İslam korku filmi’nin de ilk örneğini verdiğini söylüyor. Karacadağ, “Semum’da herkesi korkutmaya çalıştım. İnananı da, inanmayanı da.” diyor.
Türkiye’nin ‘ilk ve en çok seyredilen korku filmi’ D@bbe’nin yönetmeni Hasan Karacadağ, yine bir ilke imza atarak Türkiye’nin ilk ‘yaratık’lı filmini çekti. D@bbe’ye nazaran daha iyi bir bütçeyle çekilen Semum, 8 Şubat’ta 150 kopyayla gösterime girecek. ‘Türk-İslam korku filmi’ modelini oluşturmaya çalıştığını ve bunu dünyaya kabul ettireceğini iddia eden Hasan Karacadağ, Semum’u bunun ilk örneği olarak görüyor. İzmirli bir kadının gerçek hayatının sinemaya aktarıldığı filmin başrollerini Ayça İnci, Burak Hakkı ve Cem Kurtoğlu gibi isimler paylaşıyor. Semum’un The Exorcist (Şeytan) filmiyle, Ayça İnci’nin oyunculuğunun ise Linda Blair ile kıyaslanacağını savunan Karacadağ, bugüne kadar yapılan Türk korku filmleri için ‘sınıfı geçemediler’ diyor. Filmin müzikleri Hollywood’dan Justin R. Durban’a, afişi Japonya’dan K2 grubuna, tüm görsel efektleriyse Türk BDR Digital’e ait. Filmde geçen dinî konular ise Abdullah Aymaz’a danışılmış. Hasan Karacadağ ile D@bbe’ye gelen eleştirilerden yeni filmi Semum’a kadar pek çok konuyu konuştuk. Tabii diğer Türk korku filmlerinin seyrini de!

İkinci filminizin konusunu “Mesih ile Deccal’ın savaşı” olarak bekliyorduk. Neden vazgeçtiniz?

Vazgeçmedim, devam ediyor şu anda; bu çok önemli bir detay. Deccal benim en hayati projem; büyük ve zor bir proje. Dünyayı ilgilendiren bir konu olduğu için uluslararası bir yatırım olması gerekiyor. Deccal seneye izlenecek.

Semum, ‘Türkiye’nin ilk canavarlı filmi’ diye lanse ediliyor. İslam inancını Batı mistisizmiyle yorumlamak tepki oluşturmaz mı?

Batı’nın yorumu değil ki, tamamen Doğu’nun yorumuyla…

Canavar!.. Bizde canavar diye bir kavram var mı?

Canavar kelimesini kullanmıyorum ben, yaratık diyorum. Ama bazı insanlar böyle çevirmiş olabilir. Benim filmlerimin özelliği, tamamen Doğu yorumu yapmam. Sadece teknik Batılı. Bu anlamda Semum Türkiye’nin ilk yaratık filmi.

D@bbe’nin replikleri Batı tarzıydı ama...

Diyaloglar da öyle. Sinemanın kurgu dediğimiz bir varyasyonu var. Hollywood, ‘Kurgu böyle olmalıdır’ diye bir şablon geliştirdi. Biz o anlatım diline uymak zorundayız. Yoksa yaptığımız şey sinema olmaz.

İzleyici, bir film için ‘Bu Japon, bu da Hollywood korku filmi’ diyebiliyor. İleride de, ‘Evet, bu Türk korku filmi’ diyecek mi?

Benim yapmaya çalıştığım şey, ‘Türk-İslam korku filmi!’ Sadece Türk korku filmi değil. Öyle bir şey olamaz zaten!.. Semum ile belki de dünya sinema tarihinde ilk defa bir ‘Türk-İslam korku filmi’ yapıldı. Semum’u Batı’da kim izlerse izlesin, ‘Daha önce böyle bir şey görmedik’ diyecek. Yaratık dediğimiz varlıkla, insan arasındaki ilişki şekli dünyada ilk defa bu biçimde işlendi.

Semum’la hem bilim, hem de din adamlarına eleştiri getiriyorsunuz.

Hasta bir kadın var ortada. Tıp geliyor, ruh hastası, diyor. Din adamı geliyor, hayır burada farklı bir durum olabilir, diyor. Bir ilahiyat profesörüne de ki, ‘Cinler âlemi, şeytanlar âlemi, semumlar âlemi diye bir âlem var mıdır?’ Evet diyecek. Ama bir psikiyatr, hayır diyecek. İkisi de profesör, ikisi de bilim adamı... ‘İkisi niye birlikte çalışmıyor?’ diyoruz biz.

Filmin sonunda, ‘Bunlar birlikte çalışınca iyi şeyler oluyor’ mu diyorsunuz yani?

Onu izleyince göreceksiniz. O kadarı da filme kalsın.

Korku filmlerinin öyle sahneleri var ki, kimi korkudan yerinden hoplarken, kimi kahkahalara boğuluyor.

Bunun iki nedeni var. Birincisi, inanç meselesi. Gören ve yaşayan, o şeyin bahsi geçse dahi ürperir. Ama bu meseleyi takmayan insan, senin gösterdiğin şeyi algılayamaz. Ama ben Semum’da herkesi korkutmaya çalıştım. İnananı da, inanmayanı da…

D@bbe’de gülünen sahneler vardı. Sanırım Semum’daki en büyük önyargı acaba yine gülecek miyiz olacak.

Bu gülme meselesi 3-5 insanın safsatası. Bunlar, ‘Bir korku filmine nasıl saldırabiliriz?’ diyorlar. Gülüyoruz, diyerek de seni zayıflatmaya çalışıyorlar. Benim filmim Almanya’da da, Brüksel’de de gösterildi; kimsenin güldüğünü görmedim. Almanya’nın en büyük sinema dergisi (www.movieman.de) korku filmleri arşivinde D@bbe’ye 4 yıldız verdi. ‘Yalnız izlemeyin! Beyninizde travmaya yol açabilir!’ dedi.

Peki, sizin izleyip de güldüğünüz bir korku filmi var mı?

Ben usta dedikleri John Carpenter’ın filmlerini kötü bulurum. 10 tane filminden 8’i komiktir. Stanley Kubrick’in ‘Shining’ filmi dışında çok nadir korku filmi var dünyada. Benim filmlerim için organize olan bir grup var internette ve her tarafa yazıyorlar.

Semum’un çekimlerinde ilginç olaylar yaşanmış! Semum gelmiş, kazalar olmuş, sete din adamları getirilmiş.

Hâlâ getiriyorum. Psikolojik bile olsa faydası var. Her işin karışık olduğu bir durumda, birini getiriyorsun 5 dakikada düzeliyor. Bir daire çiziyor, bir şeyler mırıldanıyor, ondan sonra bir bakıyorsun ki işler düzeliyor. Hadi bunu izah et! E, ben niye getirmeyeyim bu adamları? İnanmasam yine getirirdim; çünkü işimi düzeltiyor.

Türk korku filmlerinde hep bu tür söylentiler çıkar!

Dünyada da öyledir ama!

Bunun pazarlama taktiği olduğu yönünde ağır eleştiriler var!

Yoo, pazarlama taktiği değil! Porter Guys filminin başrol oyuncusu kız öldü. Kızı ‘yaratık’ın laneti öldürdü, diye haber yapıldı. Amerikan basınını çok yakından takip ediyormuş gibi, bir de ahkâm kesiyorlar! Halka filminde Sadako gerçektir diye reklâm yapılmadı mı? Yapıldı. Açın Hollywood’un magazin dergilerini, herhangi bir korku filmi hakkında ne haberler çıktığını görürsünüz. Çok bilgililermiş gibi… Bütün dünya yapıyor kardeşim, biz değiliz sadece. Varsa elinde etik olan bir şey yap, paylaş, ne olacak!

Bunun etiği nedir? Mesela sizin etiğiniz…

Ben insanlara zarar gelen şeylerle ilgili haber yapılmasını kesinlikle yasaklıyorum.

D@bbe’deki oyuncular çok eleştirilmişti. Semum’daki oyuncuları herkesin tanıdığı, bildiği yüzlerden seçmişsiniz.

D@bbe’deki oyuncular bana göre başarılıydı. Onlara çok büyük haksızlık yapıldı. Semum için Türkiye’de usta olarak gösterilen, Altın Portakallı oyuncuların hepsini denedim, hepsi iğrenç oynuyordu. Kork, diyorsun korkamıyor. Korkmak çok büyük bir ustalık istiyor. Semum’daki oyuncuların hepsi ayakta alkışlanacak, tartışmasız. Özellikle Ayça İnci’ye bu ülke Semum filmindeki performansından dolayı ödül vermezse… Ayça İnci, Şeytan filmindeki Linda Blair’den daha başarılı oynuyor.

Son yıllardaki korku filmlerinde oyunculuktan çok, ses efekti ön planda.

O başarısızlık, başka bir şey değil. Semum’da da bu yorum yapılacaksa ben üzülürüm. Korku filminin insanın ruhunu korkutabilmesi lazım, bedenini değil. Bizim korku sinemamız henüz bedene çalışıyor, daha ruha dalmadı. Ruha dalarsak senin dediğin şey olacak. Ben Semum’da iyi bir dalış yaptım ruha.

Peki, Türk-İslam korkusuyla dünyaya açılıyoruz, zaten Avrupalıların bir İslam fobisi var...

İşte o yanlış! Ben hep bu soruyu aslında bazılarından bekliyorum: “Korku ve İslam yan yana oluyor mu?” Zaten bunu diye diye Müslümanları sinemadan uzaklaştırdılar. Zaten bu onların cümlesi: “İslam-korku, sen boş ver, siz Müslümanlar kendinizi acındırın. Müslümanlar zavallıdır, siz zavallısınız, başörtüsüyle ilgili hikâyeler yazın, gözyaşları, bilmem ne, hep oturun ağlayın. Siz zavallısınız, İslam ile entertainment (eğlence) yan yana olur mu ya?” Niye olmasın kardeşim? Kilise, The Exorcist (Şeytan) filmini yapıyor. Yapımcısı kim Şeytan filminin; kilisedir. Bütün Amerikan korku filmlerinin yüzde 95’inde kilise vardır ve hepsinde de iyi gösterilir.



I would never let a woman kick my ass!!!
Go to Top of Page

c-none

Guinea-Bissau
7828 Posts

Posted - 01/29/2008 :  20:02:38  Show Profile  Reply with Quote
quote:
Originally posted by limpin_parkit
İyi... Hedeflenen bir şey vardı, o hedefi çok aştığı için iyi. 600 bin seyirci tarafından izleneceğini, bütün dünyada ilgi göreceğini düşünmüyordum ki! Bu kadar başarıya ulaşmış filme tutup da ben, kötü, mü diyeyim!

Okul?
Bana göre biraz sonra sayacaklarından daha başarılı bir film. Okul benim filmim hariç, yapılmış olan öteki bütün korku filmlerinden en başarılı olan film. Yani bir numarada…

Büyü?
Magazinel bir filmdi, hedefine de ulaştı. Şimdi tutup da Büyü’yü yerin dibine sokmamak lazım. Görüntü çalışması iyiydi.

Küçük Kıyamet?
Fena değil. Öyle diyebilirim sadece.

Gen?
Gen de bir ilk film olarak iyiydi. Gencecik bir çocuk, o filmi kotarmış; fena değil yani.




Dabbe 10/3 çok kötü
Okul 10/4 oyunculuk olarak dabbe kadar kötüydü. film zaten vasat.
Büyü 10/4 başarısızlık. kazı çalışmaları sahneleri resmen komedi.
Küçük Kıyamet 10/7 aralarında en iyisi. kendi çapında da iyi film zaten. atmosferi falan çok hoştu.
Gen 10/2 hakkında konuşmaya bile değmez bence.

Go to Top of Page

Guybrush Threepwood

11820 Posts

Posted - 01/29/2008 :  20:49:52  Show Profile  Reply with Quote
meraktan çatlıycam!

Go to Top of Page

c-none

Guinea-Bissau
7828 Posts

Posted - 01/30/2008 :  01:43:44  Show Profile  Reply with Quote
fragmanı şimdi izledim. semum çok komik tasarlanmamış mı? 10 sene önceki bilgisayar oyunlarında gördüğümüz modellere benzemiş. manga'nın çıkış klibi ne kadar kötü durmuşsa bu da öyle durmuş. yumruklarını sıktığı sahnede tüm ümidi yitirdim. imam rolünde de gerçek kesit sunucusu (oyuncusu bile değil artık sunucusu lan) adamın oynaması da eksi puan benim için. bazı sahneler de feci şekilde the exorcism of amily rose'u hatırlattı bana. o filmi başarılı buluyorum ben nedense. semum için beklentilerim epey düştü ama yine de üç beş yerde tüylerim ürpersin ve islamik arka plan damarlarıma işlesin diye giderim sanırım. fragmanın ilk yarısında kullanılan müzikler inanılmaz iyi bu arada.

Go to Top of Page

raven

Turkey
6070 Posts

Posted - 02/05/2008 :  14:48:10  Show Profile  Click to see raven's MSN Messenger address  Reply with Quote
bende bi trip oluştu,bu tip korku filmi denemelerine sadece sinemada katlanabileceğimden olsa gerek sinema harici bir ortamda hiç izleyemiyorum.sırf onun için semum da bu kapsamda sinemaya gidilecekler listesinde.....



Sadece kötülerin nefret dolu sözleri ve hareketleri için değil,iyilerin dehşet verici sessizliğinden ötürü de bu nesil pişmanlık duymalıdır.
Go to Top of Page

13579

791 Posts

Posted - 02/06/2008 :  03:09:52  Show Profile  Reply with Quote
Çok anlamam korku filminden falan zaten ciddi anlamda paranoyak bir insanım herşeyden paranoya yapabilirim ve korkabilirim. Bir şekilde fragmanını izledim bu filmin hangi filmden önce olduğunu hatırlamıyorum. Yine televizyonda bir zamanlar gördüğüm şeytan filminin en çok dalga geçilen sahnesi birebir gözümün önündeydi fragmanda. sadece daha iyi bir teknolojiyle daha iyi bir makyajla yapılmıştı ama sahne birebir aynıydı. ki normalde bu tarz bi fragman izlerken altıma edecek kadar korkacak olmam yerine çok saçma buldum ve güldüm. ha tabi bu benim algımla alakalı bir durum da olabilir...

...
Go to Top of Page

Forrest Cunt

Germany
1198 Posts

Posted - 02/08/2008 :  08:41:52  Show Profile  Reply with Quote
sanki dabbe cok matah bi filmmiscesine DABBE'NIN YONETMENINDEN ibaresi gulumsetti beni.DVD ripi
nete dusunce izlenecek filmdir benim gozumde simdiden.

okkadar.


Go to Top of Page

ChatJam

Burkina Faso (Upper Volta)
7524 Posts

Posted - 02/08/2008 :  09:24:09  Show Profile  Reply with Quote
dabbe'nin bi filmden kare kare araklanması geyiği vardır ya hani, foruma filmden kareler koymuşlardı, linkler de ikişer defa konmuştu. aslında aynı olan resimlere bakıp "hakkaten çok benziyormuş" demişliğim, üzerine bir de birebir aynı kareler arasında fark bulmuşluğum vardır lan, aklıma geldi.

Go to Top of Page

Guybrush Threepwood

11820 Posts

Posted - 02/08/2008 :  09:47:19  Show Profile  Reply with Quote
hhaahahha ulan naftalin koktu

Go to Top of Page

Gandalf

Russia
516 Posts

Posted - 02/08/2008 :  19:56:43  Show Profile  Visit Gandalf's Homepage  Reply with Quote
Sondaki twist çok iyiydi bea! Lakin twistin vurgulandığı o efektli sahne fazla uzamış. Dabbeye göre hakikaten bir ilerleme var. En azından analog görüntülerde dikkate değer bir çaba var. Bir de imamın cehennemdeki sahnesi daha çok cyberspace'de takılan arap hackerlar gibi olsa da o his ses efektleri ile iyi verilmiş.


zuhahamk!
Go to Top of Page

Guybrush Threepwood

11820 Posts

Posted - 02/09/2008 :  20:39:44  Show Profile  Reply with Quote
filmden yeni döndüm
tam bir supernatural cheesy korku :D
benlik yani
dabbe'den en az 2 gömlek üstün bir film
bazen burak hakkı'nın tepkileri sinir bozup güldürse de dabbe gibi bir facia değil
hasan karacadağ çok etkilendiği asya korkularıyla yine haşır neşir ama filmde bizim sinemamızdan da öğeler var
twist fena değil gerçekten de en azından twist olur diye düşünmediğimden hiç aklıma gelmedi ama çekimi vasatın üstüne çıkamamış
bazı hakkaten komik sahneler de yok değil ama o kadar olur
bir de karacadağ'ın bıktıran bir özelliği var, sesle korkutma düşkünlüğü, bunu azaltmalı bir de filmdeki hayvanlar bence biraz daha iyi kullanılabilirmiş, fena da değil ama
bahçevan recai ise tam bir manyak! bu adam kurtlar vadisi ilk sezonda da kokain üreticisi bir babanın deli oğlunu oynuyordu ve orda da muhteşemdi, burada bana o rolünü bayağı hatırlattı.

film illaki ideal korku filmi değil ancak kesinlikle vasat üstü
bence bir görülmeli
bir de metalcilerin korkma ihtimali yok çünkü semum bizden, birebir eddie!

Go to Top of Page

mechgod

Turkey
1982 Posts

Posted - 02/12/2008 :  01:44:37  Show Profile  Click to see mechgod's MSN Messenger address  Reply with Quote
son yıllarda izlediğim en komik film, kaçırılmamalı.

Go to Top of Page

Satyr

Virgin Islands (United Kingdom)
6014 Posts

Posted - 02/12/2008 :  12:24:14  Show Profile  Reply with Quote
3.sınıf bilgisayar oyunlarından arak demo görüntülerini kopyala yapıştır, film yaptım diye milleti kandır. olacak iş degil.


www.ozdizayn.com
OZD TASARIM HİZMETLERİ
Go to Top of Page

Gandalf

Russia
516 Posts

Posted - 02/12/2008 :  22:02:31  Show Profile  Visit Gandalf's Homepage  Reply with Quote
quote:
Originally posted by zombie autopilot

sanki dabbe cok matah bi filmmiscesine DABBE'NIN YONETMENINDEN ibaresi gulumsetti beni.DVD ripi
nete dusunce izlenecek filmdir benim gozumde simdiden.

okkadar.






nekkadar otoriter bir insansın sen yarrraaam!


zuhahamk!
Go to Top of Page

OloRin

Turkey
949 Posts

Posted - 02/13/2008 :  00:27:17  Show Profile  Click to see OloRin's MSN Messenger address  Reply with Quote
http://www.youtube.com/watch?v=A0BNizAPKEo burdaki fragmanı izledimi, filmi en yakın zamanda izlicem.

İlk gözüme çarpan ayna karşısında saç tarama sahnesi ip atlayan küçük kız gibi korku filmlerinin vazgeçilmesi olma yolunda gidiyor.
İkinci göze çarpan herkesin bahsettiği gibi bilgisayar oyunuymuş hissiyatını fazlaca veren görsellik. Linkini verdiğim fragmanda cehennemde yaratığın imamla yüzleştiği sahnede yukarıda iki tane hp bar çıkıp 3-2-1-fight! şeklinde mortal combat'a bağlayacaklar sandım. Fakat gidenler şu ana kadar hep olumlu şeyler söylediğine göre alışılıyor ve çok rahatsız etmiyor demek ki.

Yönetmenin açıklamarında hatalarını vs. kabullenmesi hoş. Ayrıca diğer filmleri değerlendirmesine katılıyorum. Bence de "Okul" sonu hariç en iyi film sayılanlar arasında. Geyik dozajı belki biraz fazla olabilir ama görsellik, doğallık, oyunculuk, diyaloglar süper.

Son olarak ilk entarideki afişi çok beğendiğimi söylemeliyim.
Go to Top of Page

OloRin

Turkey
949 Posts

Posted - 02/13/2008 :  00:33:06  Show Profile  Click to see OloRin's MSN Messenger address  Reply with Quote
Go to Top of Page

c-none

Guinea-Bissau
7828 Posts

Posted - 02/13/2008 :  00:53:31  Show Profile  Reply with Quote
quote:
Originally posted by OloRin
Bence de "Okul" sonu hariç en iyi film sayılanlar arasında. .....görsellik, doğallık, oyunculuk, diyaloglar süper.


artık konuşmuyoruz emir, bu salı sana whopper menu de nah ısmarlarım. bitti her şey, bu ne ya, koynumda yılan beslemişim de haberim yokmuş akeee



I end where you begin, and where you end I begin. In that way, we are all connected
Go to Top of Page

OloRin

Turkey
949 Posts

Posted - 02/13/2008 :  00:58:23  Show Profile  Click to see OloRin's MSN Messenger address  Reply with Quote
lan yörü git bunu diyen adam her türlü iğrenç klişe felaket filmine bayılan halivud manyaa. osurup "the biggest tornado" diye piyasa sürsem izler "iyi abi film... efektler falan" dersin :D

ayrıca whooper almıcan zaten big king alcan, değişen bişiy yok.
Go to Top of Page

c-none

Guinea-Bissau
7828 Posts

Posted - 02/13/2008 :  01:10:56  Show Profile  Reply with Quote
hahahahahahahahahahahah kendimden özür diliyorum bu tarz filmleri sevdiğim için ama biliyosun I am an apocalyptist meke



I end where you begin, and where you end I begin. In that way, we are all connected
Go to Top of Page
Page: of 2 Previous Topic Topic Next Topic  
Next Page
 New Topic  Reply to Topic
 Printer Friendly
Jump To:
Düşler ve Kabuslar © Cenk SARI
Düşler ve Kabuslar RSS Feed